Editör: Enver Adıgüzel
GoldCore’dan David Russell, tüketici fiyat endekslerinin aslında kimsenin tam olarak yaşamadığı ortalama bir hanehalkını ölçtüğünü yazdı. Russell, yazısına ortalamanın yanıltıcı doğasını anlatan bir benzetmeyle başladı: kendisi ile Usain Bolt’un ortalama dört olimpiyat altını olduğunu, oysa bu rakamın Bolt’un sekiz madalyasını ve kendisinin hiç madalyası olmadığı gerçeğini gizlediğini belirtti.
Ortalama pilot efsanesi
Yazar, 1950 civarında ABD Hava Kuvvetleri’nin benzer bir sorunla karşılaştığını aktardı. Yetenekli pilotlar kokpitte kontrol kaybı yaşıyordu. Araştırmacılar 4.063 pilotu ölçtü.
Harvard’da fiziksel antropoloji okumuş Teğmen Gilbert Daniels, kokpit tasarımı için önemli sayılan on ölçüyü inceledi ve pilotların kaçının bu on ölçünün hepsinde ortalamaya uyduğunu sordu. Cevap sıfırdı. Russell, bunun üzerine Hava Kuvvetleri’nin ortalama pilotu aramayı bırakıp ayarlanabilir koltuğu geliştirdiğini yazdı.
TÜFE kimin sepetini ölçüyor
Yazara göre Tüketici Fiyat Endeksi de aynı mantıkla kuruluyor: istatistikçiler ortalama bir hanenin aldığı mal ve hizmet sepetini izliyor, her kalemi bütçedeki ağırlığına göre tartıyor. Russell, yazının kaleme alındığı dönemde resmi rakamların eylül ayına kadarki yıllık enflasyonu ABD’de yüzde 3,7, İngiltere’de yüzde 3,5 gösterdiğini, İrlanda’nın ekim ayı öncü tahmininin ise yüzde 4,0 olduğunu belirtti. Market alışverişi yapan kimsenin bu rakamların kendi faturasını yansıttığına inanmayacağını savundu.
Merkez bankalarının da aynı kurgusal ortalama haneye göre politika kurduğunu yazan Russell, Fed, Bank of England ve Avrupa Merkez Bankası’nın her biri kendi ölçümüyle yüzde 2 enflasyon hedeflediğini aktardı. Russell’a göre bu hedef tutturulduğunda bile yıllık yüzde 2’lik artış on yılda bileşik olarak yaklaşık yüzde 22’lik bir yükselişe karşılık geliyor; yazara göre bu da fiyat istikrarının gerçekte ne anlama geldiğini gösteriyor ve kişisel enflasyonun ortalamaya eşit olduğu varsayımına dayanıyor, oysa çoğu insan için durum böyle değil.
Konut, hane yapısı ve yaş farkı
Russell, konutun çoğu hane için en büyük harcama kalemi olduğunu ve deneyimlerin burada en keskin biçimde ayrıştığını yazdı. Kiracı, kira yenilemesinden kira yenilemesine yaşıyor. Mortgage sahibi faiz artışında maliyet sıçraması yaşayabiliyor. Evini bitirmiş biri ise bu ikisinden de etkilenmiyor.
Hane yapısı da fark yaratıyor: çocuklu bir aile gıda, bakım ve okul masrafı taşırken yalnız yaşayan biri tüm faturaları paylaşmadan karşılıyor. Yazar, yaşa göre harcama kalıplarının da ayrıştığını belirtti; gençler kira, ulaşım ve sosyal harcamaya, yaşlılar ısınma, sigorta ve sağlığa daha fazla pay ayırıyor. Russell, gelir düzeyinin de belirleyici olduğunu, düşük gelirli hanelerin bütçesinin daha büyük kısmının gıda, enerji ve konut gibi hızlı artan kalemlere gittiğini yazdı.
Altın ve kendi enflasyonun
Yazara göre kişisel enflasyon oranını hesaplamak istatistik eğitimi gerektirmiyor; konut, enerji, gıda, ulaşım, sigorta ve bakım gibi düzenli giderlerin bir yıl önceki ve bugünkü tutarları karşılaştırılarak yaklaşık yarım saatte bulunabiliyor. Russell, bu şekilde bulunan oranın tasarruf getirisiyle, maaş zammıyla ya da emeklilik hedefiyle karşılaştırılması gerektiğini savundu.
Aynı testin altın için de geçerli olduğunu yazan Russell, altının faiz getirmediğini ve pound, dolar ya da euro cinsinden fiyatının enflasyon dışında birçok nedenle hareket ettiğini belirtti. Yazara göre asıl soru bir onsun bugün kişinin kendi sepetinden ne kadarını satın alabildiği. Russell, doların altınla bağının kesildiği yarım yüzyılda altının büyük para birimlerinde yaşam maliyetine genel olarak ayak uydurduğunu, ancak bunun her dönemde güvenilir olmadığını yazdı; Ocak 1980 zirvesinden alım yapanların aynı fiyatı yeniden görmek için otuz yıla yakın beklediğini hatırlattı.
Kaynak: GoldCore | Veri: FRED — St. Louis Fed














